Atilla Atalay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atilla Atalay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

Sıdıka'dan Alıntılar

"-safiye: kim bakıyo kız, ört perdeyi. çekıl şu camın önünden!. kız çeksene şu perdeyi.
-sıdıka: ay tamam tamam çektik. hemen de uzaylılar iffetime baktı ordan. olmaz böyle bişey yaa. elalem aya gidiyo, biz cam önünde oturucak teknolojiye sahip diiliz daha. galileo'yu da bu zihniyet astı zaten. engizisyon mahkemesi.
-safiye: engin kim kız?.
-sıdıka:tamam anne kapatalım bu konuyu.
-safiye:ben biliyorum o engin'i ama. açıyo telefonları, ben çıkınca sessiz sessiz duruyo. efendi karakterde bi insan olsa, ses verir, kendini tanıtır, kısa künye yapar. "


"-Ben genç kızkene bi kere zeplin gördüm rüyamda... şööle kocaman balon gibi bişey... kalktım annaanene sordum, "kötü haber derler" dedi... hakkat devrisi gün büyük dayım minare şerefesine çinko çakarken aşsa düştü... içime doğmuş demek ki...
- Cep denizaltısı gördün mü hiç anne kız?.. kısmet derler...
- Hemen dalga geç anneyle bok karı... yiycen şimdi kafana terliği...
- Kadına bak yaa.. şu sıcakta, sırf gerektiği zaman benim kafama atabilmek için terlik giyiyo... silah gibi takıyo onları ayaana, şööle şööle topuklu... terlikli ilah... çıkar o terlikleri de ayağın rahatlasın... atçak bişey istiyosan elinde bumerangla dolaş... hem geri döner... bumerang dedim de aklıma geldi... rüyada bumerang görmek hayırdır... gurbetten biri gelcek demektir... dönüyo yani... çaktın?
- Çakıcam şimdi seni yerlere, yolucam o saçını başını cadaloz... ne lan morglar, eskimolar, titanikler, burner... şeyler... jet denizaltılar!... adam gibi bir laf çıkmaz şu deli karının ağzından... elin kızları evlerinde hanım hanım oturup saçlarına boncuk takar, ne bileyim kral tv seyreder, romina'yla gülçin'e faks çeker...
- Hee... faks var ya bizim evde... ama tabi lazım artık... her genç kızın rüyası... bi diceylen fakslaşmadan ölürsem gözüm açık gider... kız hakkaten anne eve faks alalım... bak kendi ağzınla sööledin... sen ister misin biricik gelinlik kızının çeyizinde faksı yok, sıradaki parçayı isteyemiyo... bu arada rüyada faks görmek "düşmanın var" demek... onu da araya sıkıştırıyım...
"


"-Sıdıka kız, ister misin şu karşı sarı evdeki üniversiteli oğlanlar bombacıymış mesela... Gece gündüz evde bomba pişiriyolarmış...

-Valla olabilir anne... İstersen ben gidiyim ağızlarını bi arıyim... “Annem iki metre dinamit fitili istiyo” diyim... Bakalım vericekler mi? Ya da çalıyim kapılarını, “sizde fazla örgütsel dökümanla bomba yapımında kullanılan çeşitli malzemeler var mı” diye sorıyim... Bu sırada babamla sen evi arkadan kuşatın... "


"safiye: Marpuçcu baba hazretleri'nden ne diledin kız?
sıdıka: Park yeri...
safiye: Hazretleri'nin huzurunda çimdirmiyim şimdi! ulu kimselerin türbesinde huzura çıkınca makara yapılmaz... hele anneyle dalga geçmek hiç olmaz, çarpılırsın alimallah... bööle yamulup helezonik kalırsın...
sıdıka: Niye? dalga filan geçtiğim yok, ben hazretleri'ne dua okuyup, park yeri istedim... seneye de araba istiycem kısmetse...
safiye: O dilin şişer de kalır ağzının içinde, dalga geçme diyorum sana!.. park yeri istemişmiş... direkman araba istesene madem... niye işi uzatıyosun? marpuçcu baba hazretleri park kâhyası mı sana park yeri bulacak?
sıdıka: Bizi batıran bu zihniyet işte... önce alt yapı sorununu halletmeye çalışıyoruz heralde.. park yerin, sürücek yolun olmadıktan sonra rolsroys'un olsa ne yazar... bütün hıyar tüketiciler gibi üç kuruşu denkleştirip araba almakla olmuyo bu iş...
safiye: Hıyar deme hazretleri'nin huzurunda... hem senin araba istemen bile manasız... gelinlik kızsın, hayırlı bi kısmet istesene... en azından kısmetinle ilgili altyapı hizmetleri iste, kocana iyi bi iş, bedelli askerlik filan.
sıdıka: Bana ne, onları erkek tarafı istesin.
safiye: Manyak! önce akıl fikir istemek lazım sana.
sıdıka: Hakkaten fikir isteseydim keşke... acaba marpuçcu baba hazretleri'nin 2000 yılının eşiğinde bir megapel olarak istanbul'un sorunlarıyla ilgili çözümsel fikirleri var mıdır? kız anne hakkaten bi düşünsene... bööle bi fikri hazret lütfedip bana verse, ben bu yerel seçimlerde aday olsam.
safiye: Töbe de kız çabuk... bi dilek dile dedik, koca istanbul'u istedi salak... sana kaldıydı... elin değmişken eflak ve boğdan'ı da isteseydin... hem sayın tansu çiller istanbul'u senden önce istedi bi kere.
sıdıka: Hazret'in huzurunda kapışmayalım şimdi anne... ben öölesine söyledim zaten. fikir iste diyen de sensin... hem hazret bilse de kimseciklere söölemez ki... arazi mafyası bi öğrenirse kabrinde rahat bırakmaz adamı... gelip türbesinin üstüne gecekondu plazası yaparlar.
safiye: Hadisene kız.
sıdıka: İçimizden diliyoruz heralde.
safiye: Niye? annenden gizli saklı bişeyin mi var? damat bu boru dul, kızımın kısmetini bilmek en tabii hakkım.
sıdıka: Manyaklaşma anne, damadın henüz tasarı safhasında... şööle ela gözleri, siyah saçları olsun diyorum, iki yanağında gamzesi mutlaka bulunsun, fazla uzun boylu istemez... bebek gibi yüzü olsun.
safiye: Çok yakışıklı olmasın, gözü dışarda olur... şimdiki gençlerin hepsi manyak, televizyondan felan kışkırıyolar... sen kendine göre bişey iste... siyah gözlü filan olsun, kara kıvır saçlı, bıyıklı, hafif kel ve göbekli de olabilir... evine bağlı olur o tipler... bira içip maç seyreder, iki de çocuk dogurup atarsın önüne, sen sağ ben selamet.
sıdıka: Hazret de şaşıcak şimdi bu işe. kısmeti kim istiyor karıştırıcak... adı geçen kısmet benimdir efendim, annem kafayı yedi, mümkünse onu kaale almayın, amin.
safiye: Sen yedin esas kafayı. o çocuk itin teki.
safiye: Niye? annenden gizli saklı bişeyin mi var? damat bu boru dul, kızımın kısmetini bilmek en tabii hakkım.
sıdıka: Hangi? kim?
safiye: Ela gözlü olan. gamzesi var hani... serseri o.
sıdıka: Kız yok ki ööle birisi anne, nerden biliyoruz serseri olcaanı.
safiye: Ana sözü dinlenicek, o kadar... düdükler o çocuk seni, yüzünden belli, sahtekâr o, koca olmaz ondan.
sıdıka: Lütfen siz annemi dinlemeyin, amin.
safiye: Yürü kız, yok sana kısmet felan, kaltak! töbeler.
sıdıka: Evelallahın izniyle; bi yanlış anlaşılma olmasın hazret... anneminki dul benim dileğim yani... ela gözlü, iyi yürekli olcak... amin... tamam anne çekiştirme... amin... ela göz... tom kuruyz..."


18 Ocak 2014 Cumartesi

SIDIKA, Öpücük Balığı, Fabrıga

  PUAN: 9/10

  KİTABIN KONUSU
Tüm hayatı evinin penceresinden, televizyondan ve babasının kupon biriktirmek için aldığı gazetelerden takip eden entel ev kızı Sıdıka'nın başından geçen olaylar trajikomik bir şekilde bu kitapta yer alıyor.
NOT:Her ne kadar yazarın sadece bu kitabı "Sıdıka" ismini taşısa da, diğer tüm kitaplarında da fazlasıyla Sıdıka hikayeleri bulunmakta; haberiniz olsun :)

  NEREDEN ESTİ?
Küçükken(tahminen en fazla 5-6 yaşlarındayken) kardeşlerimle birlikte Show tv'nin akşamüstü art arda yayınladığı 3 programı asla kaçırmazdık: Şeker Kız Candy, Power Rangers ve SIDIKA. Sıdıka'nın benim için yeri çok ayrıdır ve çocukluk anılarımın temel taşlarındandır. Bu yüzden 3 yıl önce D&R'da Sıdıka'nın kitabını görünce ne kadar sevindiğimi tahmin etmişsinizdir. Fiyatı fazla olduğu için o zaman alamamıştım ama geçenlerde tüm Sıdıka kitaplarının ucuz 2. ellerini gittigidiyor'da bulunca hepsini uygun fiyata aldım ve hemen okumaya başladım.

  5 YORUM
1-Sıdıka'ya geçmeden önce kitaptaki diğer hikayelerden kısaca bahsetmek istiyorum. "Öpücük Balığı" adı altında yazarın 6 farklı, kısa ve duygusal ağırlıklı hikayesine yer verilmiş ve bence bu yazarın mizah dışındaki konularda da yeterince yetkin olduğunu göstermiş bize. "Fabrıga" ise birkaç bölümden oluşan biraz biyografik (yazarın dedesinin hayatı anlatılıyor) biraz da otobiyografik bir hikaye olmuş. Yazarın dedesinin bulunduğu köye kurulan fabrikanın köydekilerin ve özellikle yazarın dedesinin hayatını nasıl değiştirdiğini (genelde negatif bir değişimden bahsedilmiş), daha sonra bu köyde doğup büyüyen yazarın bunlardan nasıl etkilendiği yerel bir ağızla ustaca anlatılmış. Sıdıka ile sizi kahkahaya boğan yazar, Fabrıga ile boğazınızın düğümlenmesine neden oluyor ve gayet kaliteli ve duygusal bir sonla kitabı sonlandırmış oluyor.

2-Gelelim Sıdıka'ya... Kısaca bilgi verecek olursam: Atilla Atalay'ın kurucusu olduğu Hıbır dergisinde yazmaya başladığı Sıdıka karakteri daha sonra (bu dediklerim hep 90'lı yıllarda geçiyor bu arada) yazarın yayımlanan kitaplarında da yer almış ve yüksek bir satış grafiği de elde etmiştir. Senaryosunu yine Atilla Atallay'ın yazdığı, Hasibe Eren'in Sıdıka'yı canlandırdığı aynı isimli dizi Show TV'deki yayın hayatını ancak 1 sezon sürdürebilse de daha sonra dizi aynı kadroyla tekrar çekilmeye başlanmış fakat bu da uzun soluklu olmamıştır. Atilla Atalay'ın Sıdıka'sı hala her ay yeni hikayeleriyle Bayanyanı isimli mizah dergisinde yer almaktadır.

Sıdıka dizisi(1997)
3-Sıdıka'nın kısa hikayeleri sadece karşılıklı konuşmalarla geçiyor aslında. Sıdıka ile birlikte, Saka ailesinin diğer üyelerinin (baba: Zekeriya Saka, anne: Safiye Saka abi: Samim Saka) ağırlıkla dahil olduğu bu hikayelerde bol miktarda argo ve küfürlü sözlerle karşılaşabilirsiniz. Zira yazar Sıdıka ile size toz pembe bir dünya vaat etmiyor. Sıdıka'nın sürekli aile fertlerinden dayak yemesi ise bir süre sonra trajikomik bir hal almaya başlıyor.

4-Sıdıka, zorlamadan da orijinal ve eğlenceli karakterler çıkarılabileceğinin kanıtı olmuş bence. Sıradan (en azından benim yaşadığım çevrede) bir Türk ailesi ve entel kızları... Kısacık yazılara kahkaha bombardımanı olaylar ve konuşmalar sığdırmış yazar. Ayrıca çoğu yerde çaktırmadan öyle toplumsal mesajlar vermiş ki bir an durup uzun uzun o konu hakkında düşünmekten kendini alamıyorsunuz. Yani, güldürürken düşündüren bir kitap olmuş anlayacağınız :)



5-Sıdıka hikayelerinin sonunda "Sıdıka ile Röportaj" isimli bir yazı var ki, tüm bu kısa hikayeler üzerine çok güzel bir renk katmış. Kim dergisinde yayımlanan bu yazı Sıdıka ile karşılıklı oturulup röportaj yapılmış havası vermiş gerçekten de ve Sıdıka hem aile yaşantısından hem de yazarının (Atilla Atalay) ataerkil düşünceyle onu her bölümde babası ve abisinden dayak yemeye mahkum bırakmasından yakınmış bu röportajında :)

  Son olarak: Sıdıka'yı ne kadar anlatırsam anlatayım, siz okumadığınız müddetçe ne kadar dahiyane ve eğlenceli bir yapıt olduğunu keşfedemeyeceksiniz. Bu yüzden, bir sonraki yazımda Sıdıka'dan alıntılar paylaşmayı kendime borç biliyorum. Hatta linkini şimdiden vereyim:


                                         SIDIKA'DAN ALINTILAR

LinkWithin